8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Mesajı


8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜNDE EŞİTLİK VE ADALET MÜCADELESİNDE YER ALAN TÜM KADINLARI DAYANIŞMAYLA SELAMLIYORUZ!

Bugün türlü biçimlerde deneyimlediğimiz eşitsizlik ve adaletsizliğin kadın hakları açısından şimdiye kadar edinilmiş kazanımları zayıflattığı, kimi zaman görünmez kıldığı koşulları yaşıyoruz. Sadece ev içerisinde değil kamusal alan ve kamu hizmetlerinden yararlanma konusunda, göç süreçlerinde, emek sömürüsünde ve yoksulluk koşullarında kadınlar ve LGBTİ+’lar birçok olumsuzlukla karşılaşıyorlar. Sosyal refah hizmetleri ve bakım politikaları, toplumsal cinsiyet ilişkilerindeki eşitsizlikleri yeniden üretiyor. Yaşamlarımızın pek çok alanında karşılaştığımız eril iktidar dinamikleri, kadınları ve LGBTİ+’ları dışlayan nefret söylemleriyle perçinleniyor. Bu durum ise, kadınların ve LGBTİ+’ların evde, sokakta, okulda, işyerinde, toplu taşıma araçlarında şiddetin nesnesi haline gelmeleriyle ve dolayısıyla insanlıktan çıkarılmalarıyla sonuçlanıyor. İnsanlıktan çıkarılmanın ise birçok yolu var ve sadece fiziksel şiddetle görünür olan bir durum değil. Yakın ilişkilerde deneyimlenen duygusal yok sayma, cinsiyete ve cinsiyet kimliklerine yönelik aşağılama ya da kimliksizleştirme, kültürel dışlama, sınıfsal ve mekânsal ayrışma ya da nefret dili gibi şiddetin ve ayrımcılığın biçimleri birçok durumda politikaları da etkilemiş durumda. Örneğin yasalardan toplumsal cinsiyet kavramının çıkarıldığı bir dönemdeyiz. Oysa bunlar şiddeti önlemek ve insan haklarını gerçekleştirmek adına toplumsal dönüşümü sağlayabilmenin önünde duran engeller. Çünkü kadınlığı aşağılayan söylemlerle kadın ve erkeği ayrıştırmak erkek egemen bir bakış açısıyla kadınlarla birlikte LGBTİ+’ların insan olmaktan doğan haklarını ortadan kaldırır.

Dolayısıyla böyle bir ortamda toplumsal sorunların çözümünde toplumsal cinsiyet eşitliğini, kadın haklarını ve ayrımcılık karşıtlığını dikkate alarak kooperatifleşmek, hem zorlu hem de heyecanlı bir süreç bizim için. 8 Mart 2018, Yeryüzü Kalkınma Kooperatifi olarak karşıladığımız ilk Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Dolayısıyla kolektif olarak emekçi kadınların mücadelesini hatırladığımız ve bize hatırlattıklarıyla yolumuza devam ettiğimiz için heyecanlıyız.

8 Marta ilişkin tarihsel başlangıç yüz yıllardır kadınların karşılaştıkları eşitsizliklerin en acı biçimde görünür olduğu günle, kimi kaynaklarda 8 Mart 1857’de kimilerinde ise 8 Mart 1908’de New York’taki bir tekstil fabrikasında başlayan grev ve fabrikaya kilitlenen 129 kadının can verdiği bir yangınla anılır. Ancak biz biliyoruz ki, 8 Mart sadece trajik bir günü değil kadınların yaşadıkları eşitsizliklerle mücadele etme direnciyle ve dayanışmayla devam eden bir tarihsel süreci ifade ediyor. Yoksa 26-27 Ağustos 1910 tarihinde Kopenhag’da yapılan Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda; “bir kadınlar günü” düzenlemesi yönündeki talebin kadınların oy hakkı, eşit işe eşit ücret, 8 saatlik iş günü, analık hakları, çocuk işçiliğiyle mücadele ve savaşların son bulması gibi taleplerle bütünleşmesini nasıl açıklayacağız. Ve tabii ki, 1921 yılındaki Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda 8 Mart’ın kadınların sadece geçmişte yaşadığı tüm trajik olaylara atıfta bulunularak değil mücadele iradesini vurgulayarak “Dünya Kadınlar Günü” ilan edilmesini.

Kadınların bu mücadele iradesi, Türkiye’nin de 1985 yılında imzaladığı Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi (CEDAW, 1981)’nin ve 2014 yılında yürürlüğe girmesi sağlanan Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi/İstanbul Sözleşmesi’nin tohumlarını attı. Kadın mücadelesini güçlendirmeye de devam ediyor. İşte heyecanımızın tam da yapmak istediklerimize yönelik irademizden ve irademizin güçlendirdiği umudumuzdan geldiğini düşünüyoruz.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde hem şu an yanımızda olamasalar da cesaretleriyle bize güç veren kadınları anıyor hem de onlardan aldığımız güçle büyüttüğümüz kadın mücadelesini kutluyoruz.

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ UMUDUMUZ OLSUN...